VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ
DERS ÇALIŞMA İLE İLGİLİ YAŞANAN SORUNLAR
Çok sayıda öğrenci ders çalışma ile ilgili yakınmalarını ve sorunlarını sık sık dile getirir. Bunlardan bir kısmı ders çalışmaya başlamakta güçlük çektiğinden , bir kısmı çalışmayı sürdüremediğinden , bir kısmı da çalıştığı halde başarılı olamadığından şikayetçidir.
Yaptığımız araştırmalar ve öğrencilerle görüşmelerimiz sonucunda ders çalışma konusundaki sorunların , başlıca nedenlerden kaynaklandığı ortaya çıkıyor.
a- Öğrencinin , küçük yaştan itibaren çalışma alışkanlığı edinememiş olması
b- Yanlış çalışma alışkanlıkları
c- Temel bilgi eksikliğinden dolayı dersleri anlayamama
d- Kendine güvensizlik, olumsuz duygu ve düşünceler
e- Ailevi sorunlar
Burada en yaygın neden olan “ Yanlış Çalışma Alışkanlıkları ” nı ayrıntılarıyla ele almaya çalışacağız.
Yanlış çalışma alışkanlıkları genellikle şunlardır :
a- Amaçsız çalışma
b- Plansız ve programsız çalışma
c- Evin değişik yerlerinde çalışma
d- Yatarak, uzanarak çalışma
e- TV karşısında yada müzikle çalışma
f- Ezberleyerek öğrenmeye çalışma
g- Kaynaklardan yaralanmama
h- Derslerden korkma, anlayamadığı dersi bırakma
i- Derslerle ilgili önyargıları
Sevgili öğrenciler , ders çalışma konusunda sorunlarınız varsa , öncelikle yukarıda sıraladığımız “yanlış çalışma alışkanlıkları ” nı inceleyip hangisinin yada hangilerinin sizde olup olmadığını düşünün.
Eğer yanlış çalışma alışkanlıklarına sahipseniz , ders çalışma konusundaki sorunlarınız büyük ölçüde bundan kaynaklanmaktadır.
Bu durumda ilk yapmanız gereken şey , aşağıda ele alacağımız doğru ve verimli ders çalışma konusundaki önerilerimizi dikkatle okumak ve eksiksiz uygulamaya çalışmaktır. Önerilerimizi eksiksiz uygulamaya başladıktan bir süre sonra sorunların azalmaya başladığını da göreceksiniz.
1- AMAÇ BELİRLEYİN
“ Amacını açık seçik belirlememiş bir kişi ,dümeni olmayan bir gemiye benzer. Gemi sürekli yol alır , içindekiler çalıştıklarını zanneder, ancak geminin akıbeti şansa ve kadere kalmıştır. Böyle bir gemi kayalara çarparak parçalanacağı gibi , hiç ilgisiz bir limana da gidebilir.”
(A.Baltaş- Üstün Başarı)
Başarı için , öğrencinin hayattan ne beklediğini, amacının ne olduğunu bilmesi gerekir.
Başarılı olmanın tek ve mutlak ölçüsü iyi bir üniversiteye girmek , herkesin gıpta ettiği bir mesleğe sahip olmak değildir. İnsan yetenekli olduğu çok değişik alanlarda , severek yapabileceği çeşitli işlerde kendini ortaya koyabilmişse yaşamdan zevk alan birisi ise ,başarılı olmuş demektir.
Hayatta en büyük amaç mutlu olmaktır. Her şey bunun uğruna yapılmaktadır. Ancak herkesin mutlu olmak için kullandığı araçlar farklıdır.
Sizler , üniversite sınavlarına hazırlanırken, sizi mutlu edecek mesleği yada meslekleri önceden belirlemiş olmanız , çalışmanız için size çok önemli bir yol gösterici olacaktır.
Çalışmanızın yönünü belirlemek ve çalışma isteğinizi sürekli tutmak için yapmanız gereken en önemli şey , sizi ileride mutlu edecek yolu belirlemektir. Neye ulaşmak için çalıştığınızı bilmeniz gerekir.(Bkz.“Meslek Seçimi ile ilgili Bilgiler” Bölümü)
2- PLANLI ve PROGRAMLI ÇALIŞIN
Amacınıza ulaşmak için hangi dersi ne kadar çalışacağınızı, ne zaman çalışabileceğinizi, ne kadar gayret göstermeniz gerektiğini bilmelisiniz.
Zamanı israf etmemek , en sağlıklı şekilde değerlendirmek için , her etkinliği planlayarak yapmak gerekir. En kullanışlı çalışma planı haftalık olandır. Haftalık çalışma planı yaparken , her gün ,hangi saatlerde hangi etkinliği yaptığınızı düşünerek her etkinlik için belli zamanlar ayırın. Dersi en verimli çalışabilmeniz için yapmanız gereken şey , dersinizi engelleyecek etkenlerin en az olduğu saatleri çalışmaya ayırmaktır.
Bunu saptadıkatan sonra , çalışmanız gereken dersleri , belirlediğiniz saatlere dengeli olarak dağıtmalısınız.
a- Her işe daha rahat zaman ayırmanızı ve yapmak istediğiniz şeyleri daha huzurlu yapmanızı sağlar.
b- Hangi dersi çalışacağınıza karar verememekten dolayı zaman kaybetmenizi , bir dersi bırakıp diğerine geçmenizi önler.
c- Her derse yeterince zaman ayırmanın ve çalışmanın verdiği bir güven sağlar.
d- Günü gününe çalışma nedeniyle , sınav öncesi çalışma süresini kısaltır, sınav paniğini önler ve çalışma verimini yükseltir.
e- Öğrenilecek konunun kısa bir zamana sıkıltırılması yerine , uzun zamana yayılarak daha kalıcı ve etkili olmasını sağlar.
f- Anne –Babanız ile aranızda ders çalışma konusunda çıkabilecek anlaşmazlıkları önler.
g- Bilinçli bir plan yapmanız, derse kendinizi daha kolay vermenizi sağlar.
B- Plan Yaparken Nelere Dikkat Etmeniz Gerekir ?
a- Derslerin planını dengeli olarak yapın , belli derslere ağırlık vererek, çalışılması gereken diğer dersleri ihmal etmeniz, amacınıza ulaşmanızı güçleştirir.
b- Günde kaç saat çalışılması gerektiği, öğrenciden öğrenciye değişmektedir. Günlük çalışma süresi, öğrencinin öğrenme kapasitesine, temel bilgisine derslerdeki eksiğine göre değişir. Bu güne kadar hiç çalışma alışkanlığı edinmemiş bir öğrenci başlangıçta daha az bir çalışma ile başlayıp, gittikçe artırabilir. Günlük ortalama çalışma süresi olarak 4-5 saat verilebilir. Bu ihtiyaca göre azalır yada artabilir.
c- Ara vermeden yapılan uzun süreli çalışmada , sık aralıklarla, uzun dinlenmeli olarak yapılan kısa çalışma da verimsiz olur. En uygunu, 40-50 dakikalık çalışma sonunda 50-10 dakika ara bir ara vererek derse devam etmektir. Farklı özellikteki derslere geçerken verilen ara biraz dah auzun olabilir.
d- Planınızda derslere vereceğiniz çalışma sürelerini, öğreneceğiniz dersin özelliğine ve sizin o dersteki başarı durumunuza göre ayarlamanız gerekir.
e- Aynı tür çalışma gerektiren derslerin ard arda gelmesi yerine, değişik çalışma gerektiren derslerin ard arda gelmesine çalışın. Örneğin problem çözme gerektiren bir dersin arkasına okuma, anlatma, yazma gerektiren derslerin gelmesi uygun olabilir.
f- Zor dersleri en rahat anlayabileceğiniz saatlere yerleştirin. Verimli çalışma saatleri öğrenciden öğrenciye değişmektedir.
g- Tekrar için ayırdığınız saatler, genellikle dersi sınıfta öğrenildiği zamana yakın saatler olmalıdır. Çünkü dersin sınıfta işlendiği gün tekrar edilmesi unutma düzeyini azaltır, öğrenmeyi pekiştirir. Ayrıca derse gitmeden önce hazırlık yapılması da öğrenmeyi kolaylaştırır, dersi daha iyi izlemeye yardımcı olur.
h- Çalışma planınızda, derslerinizi mümkün olduğunca günün aynı aynı saatlerine yerleştirmeniz yararlı olur. Böylece her gün o saatlerde derse kendinizi daha kolay verebilirsiniz.
i- Planınızda ilk çalışacağınız saate sevdiğiniz bir dersi koymanız, yine planınızı daha kolay uygulamanıza , kendinizi derse daha kolay vermenize yardımcı olcaktır.
j- Yemeklerden hemen sonra çalışmaya başlamayıp, yemekten yaklaşık yarım saat kadar sonra derse oturmanız yararlı olcaktır.
k- Planınızda, televizyon, müzik, arkadaşlık, kitap okuma gibi etkinliklerle ders çalışma saatlerini birbirinden ayırarak, bu etkinliklere de belli süreler vermeniz, çalışma saatlerinde aklınızın diğer etkinliklere takılmasını önleyecektir.
Şunu da önemle belirtmek gerekir ki , yeterince uykuya, dinlenmeye, rahatlatıcı, keyif verici etkinliklere zaman ayırmadan çalışmaya gereğinden fazla zaman ayırmak , bir süre sonra bıkkınlığa neden olabilir. Bu nedenle asıl dikkat edilmesi gereken şey, çalışmaya çok fazla yer verip, bunun bir bölümünü verimsiz geçirmek yerine, çalışma sürelerini en verimli şekilde kullanma yollarını bilmektir. Bu durumda, çalışma için daha az süre yeterli olur. Ders çalışmaya başlayabilme davranışı “ karar vermeyi ” gerektirir. Çalışmaya başlamak için karar verebilmeniz ise ders çalışmaya yönelik olarak bildiklerimiz ile inandıklarımız arasındaki uyuma bağlıdır.
Programlı bir çalışmanın temelinde yatan en önemli unsur “ zaman denetimi ” dir.
Bizler zamanımızı planlayarak egeleceğimizi bügüne taşırız. Aslında her öğrenci için zaman aynıdır. Her öğrenci için bir gün 24 saat, bir hafta 7 gündür. Önemli olan bu zamanı saptadığımız hedefler ve öncelikler doğrultusunda kullanmamızdır.
Hedeflerimizi belirleyebilmemiz için şöyle bir liste yapabiliriz.
|
Hayat Amaçları |
1 yıllık amaçlar |
1 aylık amaçlar |
|
Uzun Vadeli |
Orta Vadeli |
Kısa Vadeli |
|
10 yıl sonra neleri başarmış olmayı isterdiniz? |
1 yıl sonra neleri başarmış olmayı isterdiniz ? |
1 ay sonra neleri başarmış olmayı isterdiniz ? |
|
Elektrik Mühendisi olmak isterdim. |
Üniversiteyi kazanmak isterdim. |
Deneme Sınavında başarılı olmak isterdim |
Görüldüğü gibi bu hedeflerin hepsi birbirini tamamlayan ve biri olmazsa diğerinin de olamayacağı türdeki hedeflerdir.
Belirlediğimiz amaçlara ulaşabilmemiz için günlük faaliyetlerimizi “öncelik sırasına” almamız gerekir.
Bir gün içinde yapılabilecek faaliyetleri alt alta yazalım.
TV seyretmek
Arkadaşlarla buluşmak
Ders çalışmak
Müzik dinlemek
Yemek
Uyku
Şimdi de her faaliyetin önem derecesini belirleyelim.
A- En yüksek öncelik (önem) derecesine sahip (olmazsa olmaz grubu)
B- Orta derecede öneme sahip (olmalı grubu)
C- Düşük önem (öncelik) derecesine sahip (olsa da olur olmasa da grubu)
Tv seyretmek B2
Arkadaşlarla buluşmak C1
Müzik dinlemek C2
Yemek A2
Uyku A1
Ders çalışmak A3
Planlama yapabilmemiz için kuralımız, Agrubu faaliyetleri bitmeden, B; B grubu faaliyetleri bitmeden C grubu faaliyetlerine geçmemek.
Bizler programlı çalışarak daha önce belirlediğimiz önceliklere göre hareket etmiş oluruz. Böylece ilk önce sosyal faaliyetlere evet, derse hayır demek yerine; ders çalışmaya evet demeyi, sosyal faaliyetleri de ödül olarak almayı başarabiliriz.
Çalışma programı, zamanımızı kontrol altına almamız konusunda bize yardım ederken aynı zamanda “hangi dersin hangi konusundan”çalışmaya başlayacağımıza da tesbit eder.
Planlarımızı yapıp, hedeflerimizi belirledikten sonra, bizi hedefimize ulaştıracak olan çalışma programı hazırlayabiliriz.
“Ders Çalışacağım”düşüncesiyle giden bir öğrenci bu dersin hangi konusundan çalışmaya başlayacağını düşünerek zaman kaybedecektir. Oysa “Ben bugün Matematik dersinin Sayılar konusunu çalışacağım.” derse daha sağlıklı bir yol izlemiş olacaktır.
Çalışma programı denince aklımıza gelen şey “tekrar programı”olmalıdır. Sadece belirli saatlerde derse oturulan , belirli saatlerde mola alınan bir çizelge akla gelmemelidir.
Programımız günlük tekrarı mutlaka içermelidir. Unutmayın ki öğrendiklerimizin % 40’nı ilk 20 dakikada, % 55’ni 1 saatte, %65’ni 9 saatte, % 80’nini 24 saatte unuturuz.
Günlük yaşamda kontrol altına alamadığımız durumlarla karşılaşılabileceği dikkate alınmalıdır.
Programımız günlük yada haftalık olarak düşünülmeli, her programın bir amacının olması sağlanmalıdır.
Programı derslere verdiğimiz önemli bir randevu gibi düşünebilir,çalışmaya dah kolay başlayabiliriz.
Programımızı oluştururken dikkat edeceğimiz noktalar arasında konuları bilme oranımız ve amacımıza göre hangi konulara öncelik vereceğimizin belirlenmesi gerekir.
Programlı çalışma size bir pusula görevi görecek ve hedefinize ulaşmada size yardım edecektir.
Günlük Çalışma Programı ,
- O gün öğrenilen konuların tekrarı ve test çözümü,
- Ödevlerin tamamlanması
- Bir gün sonra işlenecek konuların ön hazırlığı
- Eski konuların düzenli tekrarını içermelidir.
Öyle ise ; Program
- Zamanı etkin şekilde kullanmanızı,
- Neye, nereden başlayacağınıza karar vermenizi,
- Bilgilerinizi ne kadar özümsediğinizi görmenizi,
- Ne zaman dinlenip, ne zaman çalışacağınıza karar vermenizi,
- Geleceğinize bir adım daha yaklaşmanızı kolaylaştıran çok önemli bir araçtır.
C- Planınızı Uygulamakta Güçlük Çekiyorsanız :
Tüm bu sıraladığımız önerilere dikkat ederek plan yaptığınız halde kendinizi derse veremiyorsanız ; temel bilgi eksikliği nedeniyle yada dersi nasıl çalışacağınızı bilmediğiniz içindersi anlayamadığınızdan çalışmayı istemiyor olabilirsiniz. Bu durumda “Sosyal Dersleri Çalışırken” bölümlerini inceleyin ve yazılanları uygulamaya çalışın.
Böyle bir durum söz konusu değil de güvensizlik, kazanamama korkusu vb. olumsuz duygu ve düşüncelerle kendinizi derse veremiyorsanız öncelikle bundan kurtulmaya çalışın. Bu durumda, elinizdeki kitapçığın “Sınav Kaygısı” bölümünü dikkatlice okuyun,önerileri uygulamaya çalışın.
Ayrıca, okulunuzun veya dersanenizin Rehberlik Servislerine başvurarak sorunlarınızın çözümü konusunda yardım isteyin.
HAFTALIK ÇALIŞMA PLANI ÖRNEĞİ
Fen Bilimleri alanında öğrenim gören öğrenci Seçme Sınavının özelliğini dikkate alarak yapmış olduğu haftalık çalışma programına örnek aşağıda verilmiştir.
Planlı programlı çalışmayı hedefleyen öğrenci alanlarına göre yetişme düzeylerini, hedeflerini dikkate alarak örnekte gösterilen ders çeşitleri, ders saati sayılarını değiştirerek dinlendirici, eğlendirici faaliyetlere de zaman ayırarak kendisi uygun olarak yeniden düzenleyebilir.
Bu program sabit bir program değildir.Öğrenci elde ettikleri sonuçlara göre her hafta yada aylık olarak yeni programlar hazırlamalıdırlar.
“EN KÖTÜ PROGRAM BİLE PROGRAMSIZLIKTAN İYİDİR.”
3- BELLİ BİR ÇALIŞMA ODASI YADA KÖŞESİ DÜZENLEYİN
Evin değişik yerlerini değil, belli bir yerini çalışma yeri olarak hazırlayın. Hep aynı yerde çalışmak, çalışacağınız yere yere geldiğinizde kendinizi derse daha kolay vermenizi sağlar. Çalışma yeri, çalışma davranışı için uyarıcı bir rol oynar.
En uygun çalışma ortamı şöyle olmalıdır :
a- Üzerinde çalışmak için tüm araç ve gereçlerin (kitap,defter,kalem,kağıt,silgi vb) bulunduğu bir masa olmalıdır.
b- Oda ısısı ne çok soğuk, ne çok sıcak olmamalıdır.
c- Oda sık sık havalandırılmalı, düzenli ve temiz olmalıdır.
d- Çalışma ortamında radyo, teyp, televizyon gibi dikkat dağıtabilecek nitelikte fazla resim, fotoğraf, afiş, poster gibi uyarıcılar olmamalıdır.
e- Çalışma masası ve odası sadece ders çalışmak için kullanılmalıdır.
4- MASA BAŞINDA OTURARAK ÇALIŞIN
Uzanarak yada yatarak çalışmak yerine masa başında oturarak çalışmak, dikkatin daha uzun süreli derste kalmasını kolaylaştırır. Uzanarak, yatarak, masanın üzerine abanarak yada sandalyede geriye yaslanarak çalışmak, çalışırken kısa sürede dikkatin dağılmasına, hemen gevşemeye ve uykuya neden olan davranışlardır.
Çalışma masanızda ders dışı faaliyetler (mektup yazmak, kitap okumak, hayal kurmak, günlük yazmak, şiir yazmak vb.) bulundurmayın.
5- DERSİ EZBERLEMEDEN ÖĞRENMEYE ÇALIŞIN
Öğrenmeye çalıştığınız konuyu ezberlemekten kaçının. Ezberleyen öğrencide yorum yapma, bağlantı kurma, sebep-sonuç ilişkisini görme, ana fikir bulma gibi yetenekler gelişmez. Ayrıca ezberlenen bilgi ile sınav soruları arasında bağlantı kurmak zor olur. Bu nedenle mutlaka çalışılan konularla ilgili bol ve değişik soru örnekleri çözmek gerekir. Çözülemeyen sorular mutlaka tekrar edilmelidir.
Sosyal Bilimler Dersini Çalışırken:
Sosyal dersler, amaçsız okunduğu zaman, kısa sürede sıkıcı hale gelir, uyku getirir ve derse istek azalır. Bu nedenle çalışmanız gereken konuyu, mutlaka hangi amaçla okuduğunuzu, size gerekli bilgilerin neler olduğunu belirleyerek okuyunuz. Böylece, hem amacınıza ulaşmak için daha yoğun dikkat harcadığınız için uyanık kalacaksınız, bu sıkılmanızı önleyecek, hem de okuduğunuz bölümlerde size gerekli bilgileri ararken, gereksiz ayrıntıları ezberlemekten uzaklaşacaksınız.
Sosyal dersleri çalışırken şu sırayı takip edebilirsiniz.
a) Önce konuyu, geriye dönüşler yapmadan, duraklamadan süratle bir kez okuyun. ( Çok kısa bir zaman alır.)
b) Tekrar başa dönerek ara başlıklardan, ana başlıklardan koyu yazılmış yerlerden yararlanarak konunun size ne kazandıracağını, hangi amaçla okuyacağınızı belirtmek üzere sorular çıkarın, varsa başka kaynaklardan konu ile ilgili soruları da ekleyin. Böylece, konunun size hangi soruların cevabını vereceğini belirlemiş olursunuz.
c) Sorularınız, konudaki bilgilerin özelliğine göre, tanımlarla, benzerlik ve ayrılıklarla ilgili, ne, nasıl, nerede, ne zaman şeklinde, örneklerle ilgili sorular olabilir.
d) Çıkardığınız soruların cevabını bulmaya çalışarak konuyu daha dikkatli olarak tekrar okuyun. Böylece ayrıntıları daha kolay atarsınız, bir sorunun cevabını da aradığınız için daha dikkatli okur ve daha az sıkılırsınız.
e) Bulduğunuz cevapları, daha önce çıkardığınız soruların karşısına yazın.
f) Şema haline getirilebilecek bölümleri şema haline getirin.
g) Çıkardığınız soru ve cevaplarla, varsa şemaya bakarak konuyu bir kez anlatın.
h) Son kez parçalar, sorular arasında bağlantı kurmaya çalışarak konuyu bütünleştirip, hafızadan tekrarlayın.
i) Hatırlayamadığınız bölümleri tekrar ele alın.
Bu şekilde çalışma, bir konuyu uzun süre çalışıp zaman kaybetmenizi, ezberlemenizi, gereksiz ayrıntıları yüklenmenizi önleyecek, aynı zamanda elinizde konu ile ilgili önemli notların olması da, sınav öncesi tekrarlarda size zaman kazandıracaktır.
6- ÇALIŞMANIZI DEĞERLENDİRİN
Çalışmanızın sonunda, kendinizi değişik sorularla, problemlerle değerlendirin. Cevaplayamadığınız soruların ait olduğu konuları tekrar ele alın.
Özellikle, ara ve deneme sınavları sonunda, boş bıraktığınız, yanlış yaptığınız sorular üzerinde durarak, bu konuları tekrar çalışın. Çalışırken şunlara dikkat edin.
a) Soruların hangi konudan ve konunun hangi bölümünden çıkarıldığını belirleyin.
b) Tuttuğunuz notlardan, kaynak kitaplardan, ders kitaplarından o bölümü inceleyin.
c) Soruları çözmekte yine güçlük çekiyorsanız, önceki yıllardan konu ile ilgili temel bilgi eksikliğiniz olup olmadığını inceleyin. Eksiğiniz varsa Lise-1 ve Lise-1 kitaplarından da ilgili bölümleri tekrar gözden geçirin.
d) Anlama gücünüzü geliştiren. Öğrenme anlamaktır. Öğrenmekte olduğunuz konu ile ilgili bilgileri nerede ve nasıl uygulayabileceğinizi kendinize sorun.
e) Yine anlamakta güçlük çekiyorsanız, ilgili ders öğretmenine sorun.
7- KAYNAKLARDAN YARARLANMA
Çalıştığınız dersle ilgili, anlamakta güçlük çektiğiniz konu olduğunda, değişik kaynaklardan yararlanın. Elinizin altında test kitapları, yardımcı kitaplar, ders kitapları sözlük, ansiklopedi gibi kaynaklar bulunsun.
8- ZORLANDIĞINIZ DERSİ BİR KENARA BIRAKMAYIN
Özellikle Matematik ve bazı Fen derslerinde zorlanan öğrencilerin, o dersleri tamamen bırakıp hiç çalışmadıklarını görüyoruz.
Bu öğrenciler, bu derslerin içinde mutlaka kolay anlayabilecekleri konular olduğunu bilmelidirler.
Çok zorlandığınız bir dersin, tüm konularını öğrenmeye çalışıp, güveninizi yitirerek dersten uzaklaşmak yerine, anlayabileceğiniz konuları seçerek, özellikle bunlar üzerinde durun.Böylece o dersle ilgili hiç soru çözmemek yerine, öğrendiğiniz konulardan çıkabilecek soruları çözerek kazanma şansınızı artırabilirsiniz.
9- KENDİNİZİ ÇALIŞMAYA ZORLAYIN
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız verimli ve etkili ders çalışma yöntemlerini uygulamak, tamamen bir irade ve iç disiplin olayıdır.
Ders çalışmak için iyi bir nedeniniz varsa, kendinizi biraz zorlayarak, çalışma sırasındaki güçlükleri tek tek ortadan kaldırmanız zor olmaz. Yeter ki ne istediğinizi bilin, çalışmak için kendinize iyi bir zemin hazırlayın ve öğrenmeyi isteyin. Gerisi kendiliğinden gelecektir.
Eğitim-öğretim olayı bir bütün olarak ele alınır, ayrı ayrı düşünülemez, İleri gitmiş toplumlarda da devletin denetimi ve gözetimi altında yapılır. Fert ve toplumu esas alır. Bu nedenle de dert ve toplum için çok önemlidir. Bilimsel olarak yapılır. Bilimsel olmayan eğitim-öğretim etkinlikleri fertlere de, topluma da istenen yararı sağlamaz. Aksine zararlı olabilir.
Eğitim-öğretim olayını ele alan, bilimsel araştırmalar yapan eğitim biliminin bulguları sonunda en etkili öğrenmenin sınıf içinde, karşılıklı tartışarak, öğrencilerin öğrenme olayının içine aktif olarak girmeleriyle, yaparak ve yaşayarak oluştuğu ortaya çıkmıştır. Sınıfta öğretmenin gözetiminde konuların ele alınması, irdelenmesi, tartışılması, öğrencilerin konu ile ilgili görüşlerini rahatça söyleyerek düşüncelerini savunabilmeleri, eksik kalabilecek noktaların çok kişi tarafından daha kolay sezilebilmesi, sorularla bu eksikliklerin de giderilebileceği dikkate alındığında öğrenmenin sınıf içinde daha verimli oluştuğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kısaca öğrenme olayı iki kişinin karşılıklı direkt iletişimiyle değil, sınıf içinde, doğrular yanlışlar tartışıldığında dolaylı olarak en iyi biçimde oluşmaktadır.
ÖĞRENME ZİHİNSEL YORGUNLUK YARATMAZ
İnsan vücudundaki hücrelerin önemli bir özelliği arka arkaya gelen uyarılara cevap verme sürelerindeki farklılıktır. Kas hücrelerinde bu süre, sinir hücresine oranla çok uzundur. Kas hücresi bir uyaranı aldıktan hemen sonra ikinci bir uyarana cevap veremez ve bu süreye “cevapsızlık süresi” denir.Eğer kas hücresine uyarıcılar arka arkaya gelir ve kas hücresi buna cevap vermezse yorgunluk meydana gelir.
Buna karşılık sinir hücresinin cevapsızlık süresi, kas hücresine göre çok daha kısadır. Yani sinir hücresi arka arkaya gelen uyaranlara cevap verebilir ve kas hücresi gibi yorulmaz. Bu nedenle “Çok öğrendim, yoruldum.” duygusu yanlıştır. Yorgunluk varsa kas yorgunluğudur, zihni yorgunluk değildir. Ancak öğrenme için gerekli protein zincirinin iyi kurulması için, sürekli değil aralıklı ders çalışmak gerekir.
(A.Baltaş – Üstün Başarı)
DERS ÇALIŞIRKEN YARARLANILACAK KAYNAKLAR
1- Milli Eğitim Bakanlığı’nın önerdiği ve okullarda izlenen ders kitapları.
2- Milli Eğitim Bakanlığı’nın önerdiği yardımcı ders kitapları, dergiler, ansiklopediler.
3- Üniversite hazırlık dergileri
4- Kaliteli hazırlanmış soru bankaları.
5- Açıklamalı, soru çözümlü test kitapları.
6- Haritalar, atlaslar.
7- Verimli çalışmayla ilgili rehber kitapçıklar.
8- Ders dinlerken düzenli tutulan notlar.
9- Başvuru kitaplarından (Ansiklopedi-Sözlük v.b.)
10- ÖSYM’ce hazırlanan soru bankaları.
11- Özel hazırlanmış televizyon ve radyo programları.
12- ÖZDAŞ tarafından hazırlanan soru bankaları, konu anlatımlı ve çözümlü kitaplar.
13- Ders öğretmenlerinden, önceki yıllarda bir yüksek öğretim programına kayıt hakkı kazanan öğrencilerden.
*** Hiçbir şey görüldüğü kadar zor değildir. Her şey beklediğimizden daha ödüllendiricidir. Yolunda gidecek bir şey varsa mutlaka en uygun zamanda yolunda gider.
*** Gelecekten umut olmayan yerde şimdiki zamanın gücünden bahsedilemez.
*** Başarıya uzaklığınız bir tutum kadardır.
*** Zihninizde olumlu ve başarılı olana yer verin. Ayrık otlarını beslemeyin.
*** Vazgeçmek, geçici bir sorun için kalıcı bir çözüm olur.
*** Tarihte büyük başarılar kazanmış insanların çoğu acımasızca eleştirilmiş, ancak sebat etmiş kişilerdir.
***DERS ÇALIŞMAYA KONSANTRE OLMASINI ÖĞRENMEK***
“Ders çalışırken canım sıkılıyor”, “Dikkatimi bir konu üzerinde yoğunlaştıramıyorum, bir süre sonra başka şeyler düşündüğümü fark ediyorum”, “Çalıştığım, iyi öğrendiğimi düşündüğüm konuları bir süre sonra hatırlayamıyorum ya da konuyla ilgili bir soru ile karşılaştığımda çözemiyorum” türünden yakınmaları birçok öğrenciden duyarız. Bu tür yakınmalar öğrencinin konsantrasyon ile ilgili bir takım yanlışları olduğunun göstergesidir.
Bugün öğrendiğimiz bir konuyu bir yıl sonra hangi ölçüde hatırlayacağınız, büyük ölçüde o konuya çalışırken bugün ne kadar konsantre olduğunuz ile yakından ilgilidir.
Bu anlamda aklımızı bir fotograf makinesine benzetebiliriz. Eğer fotograf makinenizi görüntüyü net olarak alacak biçimde ayarlar ve sıkı tutarsanız iyi, belirli ve ayrıntılı bir resim alabilirsiniz. Ancak bu koşullar yerine gelmemişse, resim bulanık çıkacak ve ne filmin banyosunda ne de baskısında yapılacak hiçbir ustalık, resimdeki bozuklukları gideremeyecektir.
İşte bunun gibi, zihninizi ne kadar zorlarsanız ne kadar yorarsanız, çalışırken hafızanızda iyi yerleştirmemiş olduğunuz bilgileri toparlayıp, çıkarma olanağı bulamazsınız. Böyle durumlarda hepimiz hafızamızı suçlarız, oysa bu sonucun gerçek nedeni öğrenmeye çalışırken yeter ölçüde konsantre olmamamızdır.
O halde ne yapmalıyız? Bir konu üzerinde dikkatimizi yoğunlaştırmak için nelere dikkat etmeliyiz?
Konsantre olmak öğrenilebilen bir beceridir. Ancak bunun için dikkat edilecek bazı noktalar vardır:
*Konsantrasyon için önce kesin bir amaç belirlenmelidir.
Kişinin çalışacağı konular üzerinde konsantrasyonun yüksek olması kendini motive edebilmesiyle doğrudan ilgilidir. Kendini iyi derecede motive edebilmek ise severek, benimseyerek belirlediği bir amaçla mümkün olur.
Bunun için amaç belirlemeden bir çalışma yapmak yerine sonunda ulaşmayı hedeflediğiniz amaç doğrultusunda bir çalışma yapmak mümkün olur.
Bunun için amaç belirlemeden bir çalışma yapmak yerine sonunda ulaşmayı hedeflediğiniz amaç doğrultusunda bir çalışma yapmak motivasyonunuzu dolayısıyla da konsantrasyonunuzu olumlu etkileyecektir.
*Konsantrasyon için tam bir kararlılık gerekir.
Konsantrasyon öncelikle tam bir irade ister. Hiç kuşkusuz konsantrasyon sorununun temeli işin başlangıcındadır. Bu gerçek size istek ve cesaret vermelidir. Çünkü başlangıçta yenilgiyi kesinlikle düşünmemek konsantrasyonu öğrenmek için yeterli olduğunuz anlamını taşır. Daha işin başında, işe tüm ilgi ve özeninizle sarılırsanız, çok geçmeden konsantrasyonu bir alışkanlık haline getirirsiniz.
*Konsantrasyonu canlı tutabilmek için çalışmaya çeşitlilik getirmek şarttır.
Zihnimiz için belli bir süreyi aşınca bir konu üzerindeki konsantrasyonu sürdürmek genellikle zordur. Çünkü zihnimiz monoton bir çalışma düzeninde farklı şeylerle meşgul olmaya başlayacaktır. Onun için çalışmanıza çeşitlilik getirmekte fayda vardır. Bu aşamada “çalışmaya çeşitliliği nasıl getirebiliriz?” sorusu aklınıza gelecektir.
Bunun için önce öğrenilmekte olan konuya değişik açılardan bakmayı ve konuya değişik yönlerden yaklaşıp yorum getirmeyi öğrenmelisiniz.
Örneğin, bir ders için ayırdığınız çalışma süresini tekrar etme, not alma, test çözme, dinlenme, çalışma vb bölümlere ayırın. Kendiniz sorular üretin, önceki konularla, günlük yaşantıyla bağlantı kurarak, konudan ayrılmadan yorum yaparak dikkatinizi dağıtmayacak bir çeşitlilik yaratın. Bunu yaparsanız rehavetten ve sıkıcılıktan kolayca uzak kalacağınızı unutmayın.
*Planlı Çalışma Konsantrasyona katkıda bulunur.
Çalışmayı olanakların elverdiği ölçüde günün aynı saatlerinde ve aynı yerde sürdürmekte yarar vardır.
Bunun için ortamsal koşullarınızı dikkatinizi dağıtabilecek uyarıcılardan ( müzik, TV, telefon, gürültü vb. ) ayıklamak gerekir. Uygun dinlenme aralıkları ile sıraya koyduğunuz ders ve konuları çalışmak konsantrasyonu olumlu yönde etkileyecektir.
*Konsantrasyon “aklın dağılmasını önleme sanatı”dır.
Çalışma için ayırdığınız süre içinde çalışmanıza katkıda bulunmayacak düşünce ve uğraşlara vakit harcamayınız.
Kendi kendinize, çalışmalarınızın sonucu olarak elde etmeyi amaçladığınız hedefi, sürekli hatırlayarak duygularınızın etkisinden kurtulup gerçekten önemli olanı seçmelisiniz.
Örneğin; ideali mühendislik alanında başarı kazanmak olan bin öğrenci ders çalışmaya oturduğunda; bu idealini gerçekleştirme konusunda ona yarar sağlamayacak düşünce ve davranışlar içine girdiğini fark ettiği anda, bunları daha sonraya erteleyip, idealine uygun çalışmaya öncelik vermeyi bilmelidir.
*Kendi kendinize randevu veriniz.
Başka birisi ile randevunuz olduğunda, randevuyu engelleyecek herhangi bir işin araya girmesini doğal olarak önlersiniz.
Bunun gibi, belli bir çalışmayı belli bir günde, belli saatlerde sürdürmek üzere kendi kendinize randevu veriniz. Bu saatleri sadece bu amaçlar için açık bırakınız ve sizi engelleyecek başka herhangi bir yükümlülükten kaçınınız.
*Konsantrasyonun kolay ve mümkün olması için bedenin ve zihnin yeterince dinlenmesi gereklidir.
İdeal bir konsantrasyon için çok yorgun olmamak gibi çok fazla dinlinmiş olmamaya da dikkat edilmelidir.
Çünkü yorgunluk nasıl dikkati olumsuz etkileyen bir faktörse, çok fazla dinlenmiş olmak da dikkati olumsuz etkileyen faktörlerden biridir.
*Çalışmanızda bitkinliği önleyin.
Bitkinlik, uzun süren sıkı bir çalışmanın sonucu olarak yavaş yavaş vücuda yerleşir. Uykusuzluk, aşırı duyarlılık, sinirlilik, bütün çabalarınıza karşın yine de çalışmalarınızda her şeyin ters gittiği düşüncesi gibi düşünceler bitkinliğin belirtileri olabilir.
Bitkinlik ve kendinize güvensizlik sizi böylesine sardı mı dinlenmeye ihtiyaç doğmuş demektir. Böle bir ruh halinde yapılan çalışma zarar getireceğinden çalışmalara ara verip, bir süre dinlenmek yerinde olacaktır.
*Derin bir konsantrasyon sağlamak için kafanızı dolduran bütün duygusal sorunların etkisinden kurtulmak gerekir.
Duygusal sorunları zihinden kovmak gerçekten zordur ve irade ister. Yapılacak en akıllıca iş, bu duygularla yüzleşip onları tanımak, onların orada olduklarını bilmek ve öncelikle onlardan kurtulmak için önlemler geliştirmektir.
Uzun süren duygusal sorunlar, çalışmalarınızı iyice yıkabilir. Buna izin vermemek için gerekirse etrafınızda size yakın olan kimselerle konuşarak rahatlayabilir, gerekirse bu sorunlardan korunmak için öneri alabilirsiniz.
*Kendinize güvenin.
Konsantrasyonda başarılı olmanız, düşüncelerinizi yönlendirmedeki başarınıza bağlıdır.
Düşüncelerinizi, sınavlarda başarıyı nasıl elde edeceğinize, bunun üstesinden nasıl geleceğinize yöneltmeniz gerekir. Bu konuda “eğer” lere yer vermeyiniz. Kendinizden kuşkulanmanız sorunlarınızı arttırır. Oysa ki kendinize güveniniz sorunlarınızı azaltır.
*Kalem ve kağıdın gerektirdiği gibi kullanılması (not almak) konsantrasyonu öğrenmenin en etkin yöntemlerinden biridir.
Konsantrasyon sadece çalışırken söz konusu değildir, dersi dinlerken de konsantrasyona ihtiyacınız var. Dersi dinlerken dikkat edeceğiniz noktalar çalışırken dikkat edeceklerinizden çok farklı değildir. Bir konunun anlatımını dinlerken dikkatiniz o konuda olmalı, başka şeyler düşünülmemelidir.
Öğretmenin özellikle vurguladığı bölümlerin farkında olmalı ve bir bütünü not etmeye çalışmaktansa konunun özüne yönelik notlar almaya özen gösterilmelidir.
Zaten ders anlatırken dikkatle dinleyen öğrencinin çalışırken derse dikkatini vermesi zor olmayacaktır.
Dersi dinlerken de, çalışırken de beş duyu organını kullanacak şekilde araç-gereçten yararlanmak (deney yapmak, harita kullanmak vb.) önemli yerleri not etmek, konunun önemli yerleri not etmek, konunun önemli kısımlarının zihnimizde yer etmesine yardımcı olacaktır.